Menü

Huzursuz Bacak Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

Huzursuz bacak sendromu, özellikle istirahat halindeyken ve geceleri bacaklarda ortaya çıkan rahatsız edici bir hareket etme dürtüsü ile karakterize nörolojik bir bozukluktur. Willis-Ekbom hastalığı olarak da bilinen bu durum yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde beş ila onunu etkilemekte ve ciddi uyku bozukluğuna yol açarak yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürmektedir. Belirtilerin ciddiyetine ve sıklığına göre yaşam tarzı değişikliklerinden farmakolojik tedaviye kadar uzanan geniş bir tedavi yelpazesi mevcuttur.

Hastalığın Temel Özellikleri

Huzursuz bacak sendromunun tanısı klinik kriterlere dayanır ve dört temel özellik bulunmaktadır. Birincisi bacaklarda hareket ettirme dürtüsüdür ve genellikle rahatsız edici duyumlarla birlikte ortaya çıkar. İkincisi bu belirtilerin istirahat veya hareketsizlik dönemlerinde başlaması veya kötüleşmesidir. Üçüncüsü hareketle birlikte belirtilerin kısmen veya tamamen rahatlamasıdır. Dördüncüsü ise belirtilerin akşam ve gece saatlerinde artış göstermesidir.

Hastalar bacaklarındaki duyumları sürünme, karıncalanma, yanma, ağrı, çekme veya iğnelenme gibi farklı şekillerde tanımlarlar. Bu duyumlar genellikle derin dokularda hissedilir ve yüzeyel bir uyuşmadan farklıdır. Belirtiler her iki bacağı da etkileyebilir ancak asimetrik tutulum da mümkündür. Bazı hastalarda kollar ve gövde de etkilenebilir. Semptomlar uzun süre oturma, yatma veya hareketsiz kalma durumlarında tetiklenir ve hareket etmeyle geçici olarak rahatlar.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

Huzursuz bacak sendromu primer ve sekonder olmak üzere iki kategoride değerlendirilir. Primer form genetik yatkınlıkla ilişkili olup genellikle ailesinde benzer şikayetleri olan bireylerde görülür. Dopaminerjik sistemdeki fonksiyon bozuklukları ve beyin demir metabolizmasındaki anormallikler primer formun patofizyolojisinde önemli rol oynar. Aile öyküsü pozitif olan hastalarda belirtiler genellikle daha erken yaşta başlar ve daha yavaş ilerler.

Sekonder form çeşitli tıbbi durumlara bağlı olarak gelişir. Demir eksikliği anemisi en sık karşılaşılan sekonder nedendir ve serum ferritin düzeyinin elli mikrogram litre altında olması huzursuz bacak sendromu riskini önemli ölçüde artırır. Kronik böbrek yetmezliği ve özellikle hemodiyaliz hastaları yüksek oranda etkilenir. Gebelik özellikle üçüncü trimesterde belirtileri tetikleyebilir veya kötüleştirebilir ve doğum sonrası genellikle düzelir.

Bazı ilaçlar huzursuz bacak sendromu belirtilerini oluşturabilir veya mevcut belirtileri kötüleştirebilir. Antidepresanlar özellikle SSRI ve SNRI grubu, antihistaminikler, dopamin antagonistleri ve bazı antiemetikler bu ilaçlar arasındadır. Kafein, alkol ve nikotin kullanımı da belirtileri artırabilir. Periferik nöropati ve multiple skleroz gibi nörolojik durumlar da huzursuz bacak sendromuyla birliktelik gösterebilir.

Nonfarmakolojik Tedavi Yaklaşımları

Hafif ve orta şiddetteki huzursuz bacak sendromunda nonfarmakolojik yaklaşımlar genellikle ilk basamak tedavi olarak önerilir. Uyku hijyeninin düzenlenmesi belirtilerin yönetiminde temel bir adımdır. Düzenli uyku saatleri oluşturulması, yatak odasının karanlık ve serin tutulması, uyumadan önce uyarıcı aktivitelerden kaçınılması ve rahat bir uyku ortamı sağlanması önerilir.

Düzenli egzersiz huzursuz bacak sendromu belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilir ancak egzersizin zamanlaması önemlidir. Orta yoğunlukta aerobik egzersiz gün içinde yapıldığında faydalıdır ancak yatmadan hemen önce yapılan yoğun egzersiz belirtileri tetikleyebilir. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktiviteler önerilirken aşırı zorlanmadan kaçınılmalıdır. Bacak germe egzersizleri ve yoga bazı hastalar tarafından rahatlatıcı bulunmaktadır.

Kafein, alkol ve tütün tüketiminin sınırlandırılması veya tamamen bırakılması belirtilerin azalmasına katkıda bulunabilir. Sıcak veya soğuk kompres uygulanması, masaj, sıcak banyo ve relaksasyon teknikleri semptomatik rahatlama sağlayan destekleyici yöntemlerdir. Pnömatik kompresyon cihazları ve vibrasyon tedavisi bazı çalışmalarda faydalı bulunmuştur. Zihinsel uyarıcı aktiviteler yapılması belirtilerin dikkatten uzaklaştırılmasına yardımcı olabilir.

Demir Takviyesi

Serum ferritin düzeyi elli mikrogram litre altında olan tüm huzursuz bacak sendromu hastalarında demir takviyesi önerilmektedir. Oral demir preparatları genellikle ferröz sülfat formunda ve C vitamini ile birlikte emilimi artırmak amacıyla verilir. Tedaviye yanıt birkaç hafta ila birkaç ay içinde değerlendirilir. Oral demir tedavisine yanıt alınamayan veya gastrointestinal yan etkiler nedeniyle tolere edemeyen hastalarda intravenöz demir infüzyonu düşünülebilir.

İntravenöz demir karboksimaltoz veya demir sükroz infüzyonu oral tedaviye kıyasla daha hızlı ferritin düzeyi artışı sağlar ve gastrointestinal yan etkilerden kaçınılmasını mümkün kılar. İntravenöz demir tedavisi sonrasında belirtilerde belirgin düzelme haftalar içinde gözlenebilir. Ferritin düzeylerinin yetmiş beş mikrogram litre üzerine çıkarılması tedavi hedefi olarak kabul edilmektedir.

Farmakolojik Tedavi

Orta ila şiddetli huzursuz bacak sendromunda ve nonfarmakolojik yaklaşımlarla yeterli kontrol sağlanamadığında farmakolojik tedavi gerekebilir. Alfa-2-delta ligandları yani gabapentin ve pregabalin günümüzde birinci basamak tedavi olarak önerilmektedir. Bu ilaçlar sinir iletimini düzenleyerek duyusal belirtileri azaltır ve uyku kalitesini iyileştirir. Gabapentin enakarbil uzun salınımlı formülasyonuyla gece boyunca etkinlik sağlar.

Dopamin agonistleri yani pramipeksol, ropinirol ve rotigotin daha önce birinci basamak tedavi olarak kullanılmaktaydı ancak uzun vadeli kullanımda augmentasyon riski nedeniyle artık ikinci basamağa alınmıştır. Augmentasyon belirtilerin tedavi öncesine göre daha erken saatlerde başlaması, daha şiddetli hale gelmesi veya farklı vücut bölgelerine yayılmasıdır. Düşük dozda başlanması ve dozun mümkün olduğunca düşük tutulması augmentasyon riskini azaltır.

Şiddetli ve dirençli vakalarda düşük doz opioidler düşünülebilir. Oksikodon ve metadon gibi ilaçlar diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda etkili olabilir ancak bağımlılık riski nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır. Benzodiazepinler özellikle klonazepam uyku kalitesini iyileştirebilir ancak gün içi sedasyon ve bağımlılık riski göz önünde bulundurulmalıdır. Tedavi seçimi hastanın belirtilerinin şiddetine, eşlik eden hastalıklarına ve önceki tedavi yanıtlarına göre bireyselleştirilmelidir.

Uzun Vadeli Yönetim

Huzursuz bacak sendromu kronik bir durum olup uzun vadeli takip ve tedavi planlaması gerektirmektedir. Tedaviye başlandıktan sonra belirtilerin düzenli olarak değerlendirilmesi, ilaç etkinliğinin ve yan etkilerinin izlenmesi önemlidir. Augmentasyon gelişen hastalarda mevcut dopaminerjik tedavinin kademeli olarak azaltılması ve alternatif bir ajana geçilmesi gerekir. Ferritin düzeylerinin periyodik kontrolü ve gerektiğinde demir takviyesinin tekrarlanması uzun vadeli yönetimin bir parçasıdır.

Gebelikte huzursuz bacak sendromu yönetimi özel dikkat gerektirir çünkü birçok ilaç gebelikte kontrendikedir. Demir ve folat takviyesi, nonfarmakolojik yöntemler ve yaşam tarzı değişiklikleri gebelikte güvenli yaklaşımlardır. Belirtiler genellikle doğum sonrasında kendiliğinden geriler. Kronik böbrek hastalarında dializ etkinliğinin optimize edilmesi ve demir depolarının yeterli tutulması belirtilerin kontrolüne katkıda bulunur. Multidisipliner bir yaklaşımla nöroloji, uyku tıbbı ve ilgili uzmanlık dallarının iş birliği hastaların yaşam kalitesinin en iyi şekilde korunmasını sağlamaktadır.